Arama             
Arama motorlarina kayit, sunucu barindirma, co location, co-location, kiralik sunucu, sunucu kiralama

Mahalle mi, şehir baskısı mı yoksa?

Şehrin varoşları oluşmadan önce şehirli çok mu rahattı ? Olmayan Türk burjuvazisi komşusuna yeni arabasını gösterirken gizli içsel baskı özünde başladı insanın.

Paris’i göreniniz var mı? - 03 / 10 / 2007 01:46

Markum.net

MAHALLE Mİ, ŞEHİR BASKISI MI YOKSA ?

Paris’i göreniniz var mı?

Madrid’i ya da? Romantik şehir aşıkları hariç tabii!


Alınmasın asosyal aşık çiftler, durum tespiti için şart bunlar da, ondan sordum.

Şehrin varoşları oluşmadan önce şehirli çok mu rahattı ? Olmayan Türk burjuvazisi komşusuna yeni arabasını gösterirken gizli içsel baskı özünde başladı insanın.

Sorgulama süreci yeni gelişiyordu henüz, ne bunları yazan gazeteler ne de yazarlar vardı.

Mahalle mahalle olalı böyle zulüm görmedi ne geleneği kaldı, ne göreneği!

Suni otlarla beslenen basma kalıp özentisi yaşlılar etkiledi önce gençleri, yani örnek baştan koktu…

Kadın ana değil eş oldu sadece ondan önce de okutulmadan ev hanımlığına hazırlık süreci..

Mahalle değil şehir toplumu yaptı bunu.


Şehirli adam tasarlanmış modern hayatta bir tarikata üye olmanın bile statüsünden yararlanmak istedi.

Şehirli insan, aslında bir yerde farklılıklara saygı duyma anlamına gelen modern yaşamı, tamamen algıda seçicilik ilkesiyle benimsedi, anladığı gördüğü doğrultuda kullandı, önyargılarından kurtulamadan baktı “ötekine-berikine.”

 Kominist manifestodan beri sermayenin karşısında hiçbir güç duramadı.
Tamamen yapma olan kumaşlar eskimeye dökülmeye başladı, şehir toplumu, erkil kültürüyle yoğuramadığı modernliği sarsılınca, yaygarayı basmaya başladı.

Sürece uyan 2.cumhuriyetçi gibi de olamadı. Kendisini yalnız, itilmiş hissetti, tıpkı kendine benzetemediği aslında benzetmek için asgari çabayı da göstermediği “öteki” gibi.

Şehir baskısı sebep-sonuç ilişkisinden çok, oyna-bitir düzleminde kaldı.
Deniz bitti.

Yasal dayanağı tükenen şehirli insan, sosyo-kültürel kalelerini de kaybetmeye başladı. Yitik bir sevdanın ardından bakar gibi bakakaldı giden geminin ardından.

Şimdi yine yol ayrımına girdi tartışma platformlarında Türkiye..


Mahelle’ciler, Şehirci’ler..

Yazımın başında belirtmiştim ya Paris’i ya da Madrid’i göreniniz var mı diye..

Oraların banliyölerinden şehre yayılan bir koku vardır.

Ruhsal bir kokudur bu. Bilenin es geçtiği, bilmeyenin midesini bulandıran. İşte toplumunu, halkını tanımayan şehir insanın midesini bulandıran bu köyde aslında ne çiçekler solduruldu, ne ırmaklar kurutuldu.

Dayatılan değil üretilen modernizm şart bu topluma. Hep birlikte başaramazsak, birileri bizim adımıza böler işte ılıman  rüzgarlarla naif bedenlerimizi. İşin kötü tarafı ortadan ikiye ayrılana kadar da can yanmaz , kan çıkmaz.

Batı yarattığı kültürde alışkın olduğu kokuda yaşarken, biz kendi kendimizi aşağılamanın sarmalında daha çok tartışır ama bir sonuca varamayız.

Şehrin tam ortasında yeşillikler içinde bir yaşam özlemindeyiz. Mahalle baskısı mı kuruttu bu dalları, fidanları ?

Egzoz dumanını içine çektikçe kafayı bulan mahalleli mi dağıttı parkları - bahçeleri ?

İleri medeniyet seviyesinin seviyesizliği, bu ülkede tarımı, hayvancılığı öldürürken şehirlinin kılı kıpırdadı mı? Bu toplum gelişmiş ülkelerin sanat için sanat düsturunu benimsemek için biraz erken davranmadı mı?


Biraz kendi toplumu için çaba, demokrasinin 15-20 sene geç gelmesi,  7-8 sene geç gelmesinden evlâ değil miydi ? Şehrin köpekleri idi öldürülenler, dağ başındaki karabaş değil.

Şimdi kaybedişe ağlamak değil, kazanmaya odaklanmak zamanı..

Şimdi serzeniş “ötekine-berikine” değil “içtekine” olmalı..

Baytekin Can

Yorum Ekle
Arkadaşına Gönder
Yazdır

Markum.net
Piyasalar
Döviz
Alış
Satış
Dolar :
1.5253
1.5327
Euro :
2.0927
2.0812
Video Galeri
İzleme : 933
Gazeteler
Yazarlar
Fehmi KORU /Fehmi KORU
Yeni Şafak
Taha KIVANÇ /Taha KIVANÇ
Yeni Şafak
AHMET KEKEÇ /AHMET KEKEÇ
STAR GAZETESİ
ERGUN BABAHAN /ERGUN BABAHAN
SABAH