CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, Balyoz Güvenlik Harekatı Planı iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmayı, Bu hukuk süreci değil, siyasal hesaplaşma sürecidir diye değerlendirdi. Baykal, faşizmden... Devamı için tıklayınız
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, ''Balyoz Güvenlik Harekatı Planı'' iddialarına ilişkin yürütülen soruşturmayı, ''Bu hukuk süreci değil, siyasal hesaplaşma sürecidir'' diye değerlendirdi. Baykal, ''faşizmden demokrasiye geçen ülkelerde, bu çapta bir tasfiye, sindirme operasyonu gerçekleşmediğini'' belirterek, ''Sabaha karşı 4'te kapınız çalındığında 'olsa olsa sütçüdür' diyebiliyorsanız demokrasi vardır'' dedi.
Baykal, partisinin TBMM grubunda ekonomideki gelişmeleri ve eski kuvvet komutanlarının gözaltına alınmasını değerlendirdi.
Konuşmasına, alkışlar ve tezahüratlar arasında başlayan Baykal, salondakilere ''Bu hafta başka bir havanız var, hayrola? İş çığırından çıktıkça, özgüveniniz, umudunuz, inancınız daha da artıyor, Türkiye'yi daha çok sahip çıkıyorsunuz'' diye seslendi.
Yönetmen Semih Kaplanoğlu'nun, ''Bal'' adlı filmiyle, Berlin'de Altın Ayı ödülü olmasına da değinen Baykal, Türkiye'deki sanatçıların, sinemacıların, evrensel ölçülerde başarılı çalışmalar yaptığı gerçeğinin bir kez daha sergilendiğini söyledi. Böyle haberlere çok ihtiyaçları olduğunu dile getiren Baykal, Kaplanoğlu ve ekip arkadaşlarını kutladı.
Uluslararası ekonomi derecelendirme kuruluşlarının, sevindirici haberlerine tanık olduklarını belirten Baykal, bugün Türkiye'ye ''ekonomik tablonuz iyi'' diyerek referans veren uluslararası kuruluşların, kriz öncesinde de dünyayı krize sokan ülke ve kuruluşlara aynı şekilde olumlu notlar verdiğini söyledi. Baykal, ''Çünkü onlar başka işle meşguldür, ekonominin temeliyle, üretici, tüketici, esnaf, sanayiciyle meşgul değildir. Onlar işe, borç, alacak, borç ödeme tablosu içinde bakarlar, finans ilgi alanıdır, ekonominin acısını çeken insanlar, onların ilgi alanında değildir'' dedi.
Baykal, bir yandan ülke ekonomisiyle ilgili güzel haberler gelirken, diğer yandan Türkiye'nin işsizlikte dünya ikinci olduğunu, ekonomisi daralan ülkeler arasında yer aldığını kaydetti. Baykal, Eylül 2008-Eylül 2009 arasında işsiz sayısının 795 bin arttığını dile getirerek, tasfiye edilen, kapatılan şirket sayısının da artış gösterdiğini anlattı.
Çiftçinin, gübre fiyatlarına gelen ani artışın şokunu yaşadığını ifade eden Baykal, Hükümetin gübre fiyatlarını arttırmasını, kendilerinin suç üstü olarak Türkiye'ye ilan ettiklerini söyledi. Baykal, çiftçinin kan ağladığını, ''vurun abalıya'' şeklinde eli böğründe perişan olduğunu savundu.
Baykal, TEKEL işçilerine, ''saygın ve örnek mücadelesi'' nedeniyle bir kez daha şükranlarını sunduğunu belirterek, TEKEL işçilerinin, Türkiye'yi sarstığını, insanları, uykudan uyandırmaya başladığını vurguladı.
En kritik döneme girildiğini belirten Baykal, ''İnşallah sağduyu, insaf, demokratik sorumluluk duygusu hakim olacaktır. AKP'nin içindeki duyarlılık, inşallah artık harekete geçecektir. Ve bu dayatmacı, zorba, aldırmayan, kaba tavrı, despotik tutumu, inşallah önümüzdeki günlerde hep beraber etkisiz kılacağız'' diye konuştu.
Baykal, ''CHP'nin yaklaşan iktidarında 4-C maskaralığının'' olmayacağını dile getirdi. Türkiye'nin, Cumhuriyet tarihi boyunca isyanlar, darbeler, çok köklü acılar, travmalar, iç çekişmeler yaşadığını, ihtilal girişimleri yapıldığını vurgulayan Baykal, ''Ama bu 80 yılı aşkın tarihi süreç içesinde 1 gün bile Türkiye'de, dün, önceki gün yaşanan olaylarla karşı karşıya kalınmamıştır'' dedi.
Baykal, ilk kez Türkiye'de, yargının, yargı karşısına Hükümet kararıyla çıkarıldığını öne sürerek, ''Kimse bir aldatmacaya alet olmasın, bu olayların arkasında sanmayın ki hukuk duyarlılığı içinde harekete geçen başka hukukçular vardır. Bu olayların arkasında, doğrudan siyaset vardır. Türkiye'nin bu içine girdiği süreç; adaletin, yargının siyasalaşmakta olduğunu, siyasetin, yargıyı kendi amaçları için artık fiilen kullanmaya başladığını bize göstermektedir. Bunun sonucunda Türkiye'de ilk kez kuvvet komutanları, ordu komutanları gözaltına alınmıştır'' görüşünü savundu. Baykal, bildiği kadarıyla hiçbir demokratik ülkede, bu kadar büyük, çarpıcı bir operasyon olmadığını ifade etti.
Deniz Baykal, ihtilaller, isyanlar yaşayan Türkiye'de böyle bir olay gerçekleşmediğini, büyük olayların yaşandığı ülkelerde dahil böyle bir manzara ortaya çıkmadığını, askeri müdahalenin olduğu Yunanistan'da böyle bir tablonun görülmediğini söyledi. Baykal, faşizmden demokrasiye geçen ülkelerde, bu çapta bir tasfiye, sindirme operasyonu gerçekleşmediğini dile getirdi.
Demokrasi ve hukuk devletini, ''öngörülebilirlik rejimi'' olarak nitelendiren Baykal, ''Sabaha karşı 4'te kapınız çalındığı zaman, 'olsa olsa sütçüdür' diyebiliyorsanız, demokrasi vardır. Sabaha karşı 4'te ister hukuk adamı, ister siyaset adamı, gazeteci, emekli asker, görevde asker olun, kapı çalındığında 'eyvah geldiler' demek durumunda kalıyorsanız, eğer korku sizin ruhunuza işlediyse ve bunda haklıysanız, o ülke demokratik ülke olmaktan çıkmış demektir'' görüşünü dile getirdi. Tutuklamalar karşısında vatandaşın doğal olarak ''Niçin?'' diye sorduğunu vurgulayan Baykal, şöyle devam etti:
''(Bunlar, önümüzdeki aylarda darbe yapacaklardı, bir darbe girişimi içindeydiler, şimdi elleri tutuldu, o nedenle gözaltına alındılar) mı diyoruz? Aklı başında hiç kimse bu insanların böyle bir darbe gerçekleştirme çalışması içinde şu anda bulundukları kanaatinde değil. Bunlar, geçmişte güç ellerindeyken, darbe yapmaya fiilen giriştiler ve yapamadılar, bu anlaşıldı, şimdi hesap sormak üzere mi gözaltına alıyoruz? 2003'te bu iş olmuş, 7 yıl boyunca bu insanlar, bu darbe projesini ortaya koyduklarında, bunu kendi Silahlı Kuvvetler düzeni içinde birilerinden mi sakladılar, o zamanki askeri hiyerarşi, Genelkurmay Başkanı, diğer askeri yetkililer bundan haberdar değil miydi? Onların yaptıkları iş, Silahlı Kuvvetlerin bir kurum olarak, ortak sorumluluğu içinde yapılmış bir iş miydi değil miydi? Bunlar onlardan ayrı bir iş yapıyordu, gizli mi yapıyorlardı? Bir askeri tatbikat vesilesiyle, aslında bir askeri darbeye yönelik bir proje ortaya koymuşlar. Bu tatbikattan, Genelkurmayın, bütün yetkililerin, Milli Savunma Bakanı'nın haberi var, saklı gizli bir şey değil. Bu arada 'sen askeri darbe planlaması yapıyorsun' diye düşünmüşler? 7 yıl sonra mı düşündünüz? O zaman niye harekete geçmediniz? 7 yıl boyunca neyi beklediniz? 'Bilmiyorduk, yeni öğrendik' Allah Allah, her şey ortada, resmi bir tatbikat uygulaması, gizli, kapalı bir olay yok, açık bir olay var. O açık olay, darbe hazırlığıymış. Bu hazırlığı sadece bu 48 kişi mi yapmış? Bu 48 kişi bunu yaparken, onların kumandanları, amirleri, onların bakanları, başbakanları neredeymiş?'' Baykal, yapılan işin arkasında, gelecekte bir darbeyi önlemek için tedbir almanın yatmadığını, geçmişte kimsenin haberdar olmadığı gizli bir darbe organizasyonuyla ilgili hesap sormanın bulunduğunu söyledi.
O zamanki komutanlardan hesap sorulduğunu vurgulayan Baykal, o zamanki komutanların da ''pijamasını giymiş, ayağına terliğini geçirmiş, televizyon seyrettiğini'' ifade etti.
''7 yıl geçmiş aradan, emekliye ayrılmış, hesabı şimdi mi soruyorsun?'' diyen Baykal, şunları kaydetti:
''Şimdi birileri, hangi ihtiyaçtaysa, bu konuda dava açma kararı almışlar. Çok çeşitli teoriler var, o ihtiyacın neden hissedildiği konusunda. Ama hiçbir zaman hukukun gereği budur anlayışı yok. Kimisi diyor ki, 'muhtemel parti kapatma davasına karşı gözdağı vermek üzere düğmeye basıldı.' İnsanların hayatlarıyla, özgürlükleriyle, kendi siyasi hesaplarınız için uğraşmayı nasıl kabul edebilirsiniz, nasıl bunu gerçekleştirebilirsiniz? Bu kadar ucuz mu bu işler? Türkiye böyle bir manzaranın içinde. Sen, 'darbe düşüncesiyle tatbikat yaptılar' diye 7 yıl sonra hesap soruyorsun, fiilen askeri müdahaleyi gerçekleştirenler hakkında niçin harekete geçmiyorsun? 'Anayasanın geçici 15. maddesi hukuk koruması getiriyor' diyorsan, aylar öncesinden 'kaldıralım' dedik. 'Kafanın arkasında darbe projesi var' diye insanları toplayıp, hesap sormaya kalkıyorsun. Bu hukuk süreci değildir, bu bir siyasal hesaplaşma sürecidir.''
Baykal, bunu 2 gün önce AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan'ın açıkça ifade ettiğini, açıklamaların, ağızdan kaçmış bir söz olmadığınısöyledi.Doğan'ın, ''Biraz oyumuz gerilirse, Ergenekoncular çok kötü intikam alır...Bu memlekette kimin kızının başının örtülü olduğu, kimin çocuğu imam hatibe gidiyor, kim namazında, oruç duyuyor, hepsini fişlemişler'' dediğini belirten Baykal, aralarında namazında, niyazında, orucunu tutan, muhafazakar milyonlarca insan bulunduğunu kaydetti.''Kimin haddine bunu fişlemek?'' diyen Baykal, partilileri, kendilerini destekleyenler arasında da milyonlarca başörtülü olduğunu söyledi. Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Kim kimi fişliyor, ne biçim laf bu? Kendilerini haklılık zemini bulmak için böylesine iftiralar, haksızlıklar yapmaktan geri kalmıyorlar. İnsanları korkutacak.'Şimdi biz onları fişliyoruz' diyor. Bu, olayın çok açık, dürüst şekilde ifade edilmesidir. 'Geçmişte bize yapıldı' dediği işler, hiçbir şekilde bugün kimsenin içine sindirebileceği işler değildir. Hiç böyle bir ayırımı, uygulamayı kabul etmek mümkün değildir. Bugün yaşanan olayları, sakın ha kimse 'hukuktu, demokrasinin işleyişi' diye izah etmeye kalkmasın. Bunun altında, bir hesaplaşma duygusu, kararı, bir intikam alma hevesi, arayışı var.'Ergenekon' dediğimiz de aslında budur. Türkiye manzarasına baktığımız zaman, sanki Türkiye'de darbe yapıldı. Duymadık, haberimiz yok ama Türkiye manzarasına
bakınca bir darbe yapıldığı duygusu, düşüncesi var. Ya da Türkiye işgal edildi, yabancı güçler, Türkiye'ye el koydu, kendi çıkarları doğrultusunda, bu memleketi allak bullak etmek üzere her yere elini uzatmaya başladılar. Yani Malta sürgünleri yeniden Türkiye'nin gündemine geliyor. Türkiye'yi kendi amaçlarına hizmet eder noktaya sürükleyebilmek için, uydurma suçlamalar dolayısıyla hesap sorabilmek için, yargılayacağız diye geçmişte İstanbul'u işgal eden yabancı gücün girişimiyle bu memleketin evlatları toplanmış Malta'ya sürgüne gönderilmiştir. En ağır suçlamalar ortaya atılmıştı. Daha sonra yargılamalardan hiçbir şey ortaya çıkmadı. Hepsi şerefli vatansever insanlar olarak topluma döndüler. Şimdi Türkiye tekrar böyle bir tabloya doğru sürüklenmek isteniyor. Bu manzara başka türlü izah edilemez. ''
Çok Yorumlananlar